VVD & DemokrasiVVD İlke Bildirgesi
VVD’nin azınlıklar politikası nedir?
VVD İlke Bildirgesi
Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi’nin (VVD) İlke Bildirgesinde beş temel ilke yer almaktadır; özgürlük, bireysel sorumluluk, hoşgörü, sosyal adalet ve eşitlik. VVD İlke Bildirgesine gore VVD’nin temel ilkesi şudur:
Bir liberal parti olan Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi; özgürlük, bireysel sorumluluk, hoşgörü, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerinin, her toplumun temel taşlarını oluşturması gerektiğine inanan her kişiye açıktır. Bu inanca sahip kişi, bu ilkeleri politikasının temeli olarak kabul eder. Liberalizmin temel ilkeleri aşağıda açıklanmıştır:
Özgürlük
VVD’ye göre, bir insanın, kişisel gelişimi için, hem ruhsal açıdan hem bir ülkenin vatandaşı olarak hem de maddi açıdan, mümkün olduğu ölçüde özgür olması kaçınılmaz bir şarttır. Özgürlük, hiçbir ayrım gözetilmeksizin ve istisnasız her kişinin hakkıdır.
Bu özgürlüğünü kullanırken birey, aynı özgürlüğe sahip diğer insanlara karşı bireysel sorumuluklarını bilmelidir. Herhangi bir bireyin özgürlüğü diğer bir bireyin özgürlüğünü sınırlamamalıdır. Özgürlüğün sınırı, başka bir bireyin özgürlüğünün kısıtlandığı yerde biter. Ayrıca birey gelecek kuşakların çıkarlarını korumak zorundadır.
Bireysel sorumluluk
Özgürlük, sınırsız değildir. Liberallere göre özgürlük, ancak bir sorumluluk bilinci içinde gerçekleşebilir. Bireysel sorumluluk insan onurunun bir parçasıdır. Birey, eylemlerinin sonuçlarına katlanmak zorundadır.
Dolayısıyla sosyal adalet ilkesi, bireysel sorumluluk bilinicinin kaybolmasına yol açmamalıdır. Bu bakıma muhtaç kişilere yardım edilmesin anlamına gelmemektedir.
Hoşgörü
Hoşgörü ilkesi özgürlük kavramıyla ayrılmaz bir bütün oluşturur. Gerçek anlamda özgür bir insan, başkalarını din, inanç, düşünce ve davranışlarında serbest bırakır; özgür insan, toplum düzeninin zorlandığı durumlarda devletin müdahalesinin gerekliliğini kabul eder. Daha geniş bir bağlamda bu hoşgörü, demokratik azınlıklar açısından ve dini ve sosyal gruplar arasında da geçerlidir.
Bunun bir sonucu olarak VVD, sınıf savaşını ve azınlık veya çoğunlukların zulmünü reddeder. İnsanlar yalnız toplumun bir parçası olarak varolurlar. Bu toplum bağından gelen bağlılık, özgürlüğün bir sınırlaması değil, başka insanların özgürlüklerinin garantisi için vazgeçilmez bir şarttır. Bu bağlılığın şeklini ve oranını devlet belirler. Ancak bireyin hem ruhsal açıdan hem de bir ülkenin vatandaşı olarak maddi açıdan, mümkün olduğu ölçüde özgür olması kaçınılmaz bir önkoşuldur.
Sosyal adalet
Sosyal adalet, devlet tarafından güvence altına alınmalıdır. Devlet her insana eşit şartları sağlarken muhtaç olanlara da yardım etmelidir. Zira toplumda bireyler eşit koşullar ve imkânlara sahip değildirler.
Bu eşitsizlik elden geldiğince kaldırılmalıdır. Her birey için eşit gelişim ve yeteneklerini artırmaları şansı eskiden beri liberalllerin özlemlerinden biridir. Sosyal kanunların oluşturulmasını liberaller başlatmıştır.
Eşitlik
İnsan eşit değil, eşdeğere sahiptir. Her birey kendi imkanları dahilinde ve kendi isteği doğrultusunda kendisini değiştirme imkânına sahip olmalıdır. Her birey, hem ruhsal açıdan hem de bir ülkenin vatandaşı olarak maddi açıdan, mümkün olduğu ölçüde ve din, ırk, milliyet, cinsel tercih, cinsiyet veya toplumsal konumu gözetilmeksizin özgür olma hakkına sahiptir. Dolayısıyla ayrımcılık kesinlikle kabul edilemez.
geri
VVD’nin azınlıklar politikası nedir?
Azınlıklar politikası entegrasyondan yana olmalıdır. Entegrasyondan anladığımız, Hollanda toplumunun vazgeçilmez bir parçası olmak. VVD olarak segregasyona (ayrıma) ve asimilasyona karşıyız. Hollanda yasaları çerçevesinde göçmenler kendi kültür ve dinlerini yaşama hakkına sahiptir. Ancak Hollanda asıllılarda da olduğu gibi her vatandaşın hakları ve yükümlülükleri vardır. Din ve devlet işlerinin ayrı olması, düşünce özgürlüğü ve ayrımcılığa karşı yasa, hoşgörü ve farklı düşüncelere karşı saygı gibi yasa ve kurallara uymak zorundadırlar. Bu yasalar ve kurallar pazarlık konusu olamaz. Öz kültürel kimlik, Hollanda yasa ve kurallarıyla çelişmediği sürece özgürce yaşanmalıdır. Entegrasyon, bireylerin kendi ayakları üzerlerinde durmalarıyla sağlanabilir. Her kişi bireysel sorumluluğunu almak zorundadır. Hollanda’da yaşamanın şartlarından biri de Hollandacaya hakim olmaktır. Bu Hollanda’ya yeni girenler için geçerli olduğu gibi, daha önce yerleşen kişiler için de geçerlidir. Entegrasyon, ancak azınlıkların aktif bir çaba göstermeleriyle mümkündür. Ancak aktif bir çabayla Hollanda’da hakettiği yerleri alabilirler. Bu demek değildir ki entegrasyon tek taraflı bir çabadır; çeşitli topluluklar birbirlerini tanımalı ve birbirlerine karşı saygılı olmalıdırlar.